Kadın bundan on yıl önce kimse ile paylaşmadığı ve “Benimle kabre gidecek.” dediği bir günah işlemiş. O günden sonra kendisini ibadete vermiş. İçine kapanmış, evinden dışarı doğru dürüst çıkmıyor. Çok agresif ve zaman zaman sinir krizleri geçiriyor, sosyal hayatı bitmiş. Temizlik takıntısı hastalık seviyesine ulaşmış.
Meselenin biraz derinine inince kullandığı büyük bir isyan cümlesiyle karşılaşıldı. “Bu günahımdan ötürü Allah beni affetmez.” Bu sözüyle şeytana kapı açmış, farkında değil. Allah’ın Tevvab, Ğaffar, Kuddüs, Rahim, Afüvv, Ğafur isimlerine itimat edememiş. Cenab-ı Hakka ait bir sıfatı yüklenmeye kalkmış. Kendi kendini affetmeye teşebbüs etmiş ve kendini ibadete vermiş. Buna da güç yetiremeyince dengeyi kaybetmiş.
“De ki: Ey kendi aleyhlerine haddi aşmış kullarım, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah, bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” (Zümer, 53) ayetinin hükmüne ve “Allah, kulunun tevbesini, canı boğazına gelmediği müddetçe kabul eder.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, II/132) beyanına itimat etmemiş.
Mükemmel kul olma sevdası tekebbürdür. Kendi sevabı ile cennete gitmek isteyen hüsrana uğrar. “Hiç kimse kendi ameliyle cennete girmez.” “Sen de mi ya Resulallah!” dediklerinde de, “Evet ben de; meğer ki Rabbim beni rahmetinin kucağına almış olsun.” (Buharî, Rikak,18?
Tevbe edince kabulü kısmına karışır “Beni affetmez.” dersek bir anlamda Allah’ın vaadinden döndüğünü ima etmiş oluruz.
Bu kişi Cenab- Hakka ait olan kulunu affetme dairesine girmiş. Bizzat bu cürmüne tevbe etmeli. “Allah’ım kendi günahımı senin rahmetinden büyük görerek Rahim ismine, kendimin arınamayacağımı düşünerek Kuddüs ismine, tevbemin kabul edilmeyeceğini düşünerek Tevvab ismine, Allah beni affetmez diyerek Ğaffar ismine hürmetsizlik ettim. Beni affet.” diyerek tevbe istiğfarda bulunmalı.
“Günahların en büyüğü, insanın Allah’ın rahmetinden daha büyük bir günah olabileceğini düşünmesidir. Bu, Allah’a âcizlik, yetersizlik isnat etmektir. İnsanın en büyük günahlarından biri ve kendisine yaptığı en kahredici zulüm budur.” (39/Zümer, 53; 15/Hıcr, 36; 12/Yûsuf, 87).