Bioenerji uygulayıcılarının, bioenerjinin İslam’da varlığına delil sadedinde sundukları “Benim elim değil, Fatıma anamızın eli.” ifadesi de problemlidir.

Hinduların “Humsa Eli”, Musevilerin ise “Hameş Eli” veya “Miryam'ın Eli” adını verdikleri; güç, bereket ve dayanıklılık vesilesi saydıkları el figürü de pagan kültüründen devşirmedir.

Çatalhöyük kazılarında duvarlarda el izi motifleri vardır. Yunan mitolojisinde ana tanrıça Rhea'nın, İda Dağı'nda Zeus'u doğururken yere koyduğu elinin izi olarak karşımıza çıkar. Yani dinden dine geçip bugüne gelmiştir.

Hz. Fatıma’nın elini, şifa amaçlı kullandığına veya inisiye amaçlı el verdiğine dair İslam kaynaklarında bir bilgi söz konusu değildir.

Anadolu'da hanımlar yoğurt mayalarken, turşu kurarken, hamur yoğururken, evin geçimi iyi olsun diye ocağa şeker atarken, hasta olan kimsenin sırtını sıvazlarken, "El benim elim değil, Fatıma Ana'nın eli.” şeklinde bir ifade kullanırlar.

Türklerdeki bu inanç, önceki dinlerindeki bazı unsurların İslam’la beraber devam ettirilmesi gibi, Şamanizm’den veya göç ettikleri Anadolu coğrafyasındaki diğer din mensuplarından devşirilmiş olmalıdır.

Reiki’nin kullandığı “el içinde 3 balık”, Yahudi Kabbala’sında da bulunmaktadır. Budapeşte’de müze olarak işletilen bir sinagog ziyaretimde, bu el figürünü, hediyelik eşya bölümünde fotoğraflama imkânım olmuştu.

Maalesef bu el figürü, son yıllarda, içerisine “Allah” lafzı yazılarak pazarlanmaya başlanmıştır. Korunma amacıyla mekânlara asıldığı veya takı olarak kullanıldığı görülmektedir.

Oysa Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): ‘Kim, (kendisine fayda verdiğine veya kendisinden zararı giderdiğine inanarak muska, nazarlık ve buna benzer) bir şey takarsa, Allah onu o taktığı şeyle başbaşa bırakır!* buyurarak korunma gayesi ile birşeyler takmayı yasaklamıştır.

*Ahmed; hadis no: 17372.

Herhangi bir şey arayın...