İnsanın anne rahmine düştüğü ilk gününden, son nefesine kadar devam eden hayat sürecinde, bitip tükenmek bilmeyen fiziksel, ruhsal, ailevi ve ekonomik sorunları vardır. İnsanoğlu bilim ve inanç ekseninde bu dertlerine çare arar durur. Amacı hayatı daha sağlıklı ve mutlu yaşayabilmektir. Çağlar boyunca bu gayeyle birçok yollara başvurulmuştur. Her gün yeni yollar aranmaya ve ortaya konulmaya devam etmektedir.

Modern hayatın insanın omuzlarına yüklediği maddi ve manevi sorumluluklar, bireyde hem fiziki hem de ruhi birtakım kronikleşen hastalıklara sebep olmuştur. Modern tıp, hastalıkların kaynağı olarak fiziki bedeni görür. Bilimsel yaklaşımlarda, insan ruhu göz ardı edilir. Ruhun göz ardı edildiği modern tıp metotları, bazı hastalıkları tedavi etmede yetersiz kalmış, kullanılan ilaçların hastalarda farklı yan etkilere sebep olması ise onların eleştirilmesine sebep olmuştur. Böyle bir dönemde insanların sağlık ihtiyaçlarına cevap veren ve uyguladığı tedavilerde herhangi bir yan etkinin söz konusu olmadığı, ruhsal enerjiye dayalı şifa teknikleri ön plana çıkmıştır.

İnsanın ne olduğu, nasıl sağlıklı ve huzurlu bir hayat süreceği konusunda hem kültür ve medeniyetler hem de çeşitli felsefi akımlar farklı şeyler söyler. Geçmişte çare arayışları daha çok dinî referanslar üzerinden yapılmakta idi. Dünün kurşuncu, ocaklı, cinci hoca, üfürükçü gibi sıfatlarla tanımlanan ezoterik şifacıları günümüzde yerini; fizyolojik ve psikolojik her türlü hastalığın tedavisine; enerji vererek ve geçmişte yaşanmış olumsuzluklara, bilinçaltına format atarak hayatınızı güzelleştirebileceğini, bolluk ve bereket taleplerine birkaç seansla çözüm bulabileceğini vadeden, modern görünümlü ve çoğunluğu üniversite mezunu uygulayıcılara bıraktı. Artık; Hayatı 7 Günde Değiştirme”, 21 Günde Bilinç Formatlama” ve “İyileşme Şifreleri” gibi birçok uygulama tekniğini, birkaç günlük workshoplar hâlinde paket olarak satın alabilirsiniz.

“Gerçekliğimizi kendimiz yaratır, inşa ederiz.” mottosuyla yola çıkan bu şifa akımlarına göre, insanın düşünce ve söz gücüyle inşa edebileceği şeylerin sınırı yoktur; DNAyı dönüştürebilir, kanseri yok edebilir, istediği işi hatta istediği eşi bile elde edebilirler. Para bunlara sağanak hâlinde yağar. Hayatın gerçekliğinden koparılan insanlar, artık acziyetleri ile yüce Yaratıcı’ya sığınmak ve yalnız dua ile ondan istemek yerine, şeytani bir kibir ile isteklerini, olumlamalar yoluyla “oldurmaya” çalışmaktadırlar!

Şifa uygulayıcılarının, modern tıpta olduğu gibi yalnızca insan bedenini değil, aynı zamanda insanın ruhunu da kapsayacak iyileştirme yöntemleri kullandıkları görülür. Şifa akımlarının genel yaklaşımı; hastalıkların yalnızca fiziksel sebeplerden değil, ruhsal ve dinsel sebeplerden de kaynaklandığı ve tedavi için bu manevi sebeplerin de tespit edilmesi gerektiği yönündedir. Modern  tıpta olduğu gibi hastanın sadece mekanik olarak, bedenini iyileştirmeye çalışmaz, hastalığı doğa ve doğaüstü ile de ilişki kurarak, teşhis edip çözmeye çalışır. Hastalık nedenini doğaüstü güçlerle ilişkilendirip tedaviyi de yine aynı güçlerle kurulan ilişki ve ruh-beden bütünlüğünde yapmaya çalışırlar.

Batı’da, ruhsal şifa (spiritual healing, Geistheilung) olarak nitelendirilen bu uygulamalar, oldukça yaygındır. Sadece Almanya'da 15 bin, İngiltere'de 14 bine yakın ruhsal şifa uygulayıcısından bahsedilmektedir. İslam dünyasında bu şifa akımlarıyla ilgilenen, bunlardan fayda görüp huzura erdiklerini ifade eden insan sayısı hiç de az değil. Zira bu tarz akımlar içeriksiz, içi boş birtakım teknik ve terapi araçları değillerdir. Bu yöntemler bize gelirken bir dünya görüşünü, bir gerçeklik algısını da beraberlerinde getirmektedir. Bu akımların, dünya görüşünün altyapısını oluşturan temel varsayımlarını ve gerçekliğin mahiyetine ilişkin tasavvurlarını irdelemek ve bizim İslami anlayışımıza ve düşünce dünyamıza uygun düşüp düşmediğini araştırmak zorundayız.

Enerji şifacılığı, vücuttaki enerjiyi harekete geçirmeyi amaçlayan yöntemlere dayanmaktadır. Buna göre her insanın bir enerjisi vardır ve bu enerji kendi kendine harekete geçebilmektedir.

Enerji şifacılığı yaklaşımı, modern bilimin tam aksine, insan bedenini sadece fiziki bedene indirgemez, onu ruh ve bedenden oluşan bir bütün olarak kabul eder. Sağlıklı olmanın şartıolarak, insan vücudunu oluşturan ruh ve beden bütününün, uyum içinde olması gerektiğini savunur. Kendini gerçekleştirmeyi ve dönüşümü teşvik eden bu uygulamalar, daha ileri düzeyde tedavi edici güçlerle bütünleşebilmek için çoğu zaman, insanın içinde bulunduğuna inanılan potansiyel ile alakalı metafiziksel ögeler içeren bir dünya görüşüne sahiptirler. Enerji şifacılığı anlayışında uygulayıcı, uyguladığı yöntem ve tekniklerle kişinin enerjisini harekete geçirerek, rahatsızlığının çözümüne katkıda bulunan kişidir.

Enerji şifacılığının temel ilkesi, evrenin sonsuz bir enerji deposu olduğu ve bu enerjiden sınırsız ölçüde faydalanılabileceği inancıdır. Evrendeki enerjiyi tedavide kullanabilmek için öncelikli olarak bilinmesi gereken şey, insan vücudunun enerji sistemidir. İnanışa göre, insan vücudunda yedi temel çakra vardır. Herhangi bir çakrada enerjinin tükenmesi veya bozulması, insan bedeninde dengesizliğe sebep olur. Bu da vücutta çeşitli hastalıkların türemesine imkân verir. Hastalıklardan kurtulmak için tekrar vücudu dengeli duruma getirmek gerekmektedir. Bunun için de kullanılan farklı isimlendirmeler ile birlikte, aynı mantaliteyi içeren çeşitli uygulamalar bulunmaktadır. Bunlar arasında; Bioenerji, Access Bars, Reiki, Tekrar Bağlantı, Pranik Şifa, Melek Enerjisi, Kuantum Dokunuş, Emotion Code gibi uluslararası üne kavuşmuş çalışmalar yanında, yerel isimlendirmeler ile kurulmuş The Power Codes, Yaşam Çiçeği, Alfa Enerji gibi birçok sistem sayılabilir.

Şifa akımlarının duyulmasını ve popülerlik kazanmasını sağlayan şey, kişisel gelişim alanına duyulan ilginin artması olmuştur. 1990'lı yıllarda pek çok yayınevi tarafından tercüme edilmiş olan kişisel gelişim kitapları toplum ile buluşmaya başlamıştır. Osho, Pir İnayet Han, İdris Şah, Maharishi Mahesh Yogi gibi Hint, Sufi ve Tibet Budizm düşüncesini benimseyen spiritüel üstatların; Barbara Ann Brennan, Donna Eden, Dr. Eric Pearl gibi batılı enerji şifası uygulayıcılarının kitapları Türkçeye çevrilmeye başlamıştır. “Reiki, Yoga, Meditasyon, Bioenerji, Fitoterapi, Renk Terapi, Melek Terapi, Refleksoloji, Homeopati, Aile Dizimi” vb. öğretilmesine yönelik, 2000’li yıllarda, yurt içi ve yurt dışı seminerleri ile eğitmen, terapist ve şifacılar yetiştirilmiş; bu yetiştirilen eğitmenler, terapist ve şifacılar ile Yeni Çağ düşüncesinin manevi boyutu geliştirilmeye devam edilmiştir.

 Yaşam koçluğu, “kendini gerçekleştirme” adı altında bir sektör hâline gelmeye başlamıştır. İnsanlar hayatlarında onlara rehberlik edecek kişiler seçmişler, bu kişisel rehberler, bireylere her alanda yardımcı olmak adında, kendilerini geliştirecek eğitimler vermişlerdir. Bu eğitimler, genel anlamda bireylere kaliteli yaşam sunma fikri doğrultusunda olup spor aktivitesi adı altında yoga; beden, zihin, ruh dengesini korumak adına enerji terapilerinden oluşmaktadır. Ayrıca bilimin çaresiz kaldığı hastalıkların iyileştirilmesi adı altında; bitkisel tedaviler, enerji uygulamaları, bilinçaltı çalışmaları gibi farklı şifa teknikleri ve uygulamaları popüler hâle gelmiştir. Toplumun bu tür şifa tekniklerinden haberdar olması, kitapçıların kişisel gelişim raflarında okunmaya hazır bekleyen, bu alanda yazılmış kitaplar ile sosyal medya hesapları aracılığıyla gerçekleşmiştir.

Şifa uygulamalarında, herkesin anlayabileceği kolaylıkta bir dil kullanıldığı vurgulanmasına rağmen, kullandıkları dilin anlaşılması zor, açık olmaktan uzak ve yabancı birçok kavrama yer verilmiş olması dikkat çekicidir. Sistemler, kendi kendinize öğrenebileceğiniz basitlikte değildir. Çoğunlukla pahalı bir eğitim sürecinden geçmeniz gerekir. Hatta bazı uygulamalar, inisiasyon yani uyumlama gerektirir. Şifaya kavuşmak için tedavi uygulamasına istekli olmanız ve uygulayıcı ya da eğitmene tamamen teslim olmanız gerektiği vurgulanır.

Herhangi bir dinle ve inançla bağlantılı olmadıklarını iddia etseler de bu akım ve yöntemler, doğu dinlerinin kutsal metinlerini temel almaktadırlar. İnsanlara sağlık, mutluluk, başarı, huzur, sükûnet, acılardan kurtuluş vadetmektedirler. Ruhun eksikliklerinden arınma, kendini gerçekleştirme ve aydınlanma, gösterdikleri hedefler arasındadır. İnsanlara potansiyellerini geliştirerek, evrende var olan kozmik gücü deneyimlemelerini tavsiye ederek, daha huzurlu ve mutlu olmanın yollarını gösterdikleri iddiasındadırlar.

Maddi refahla tatmin olmayan ve manevi arayışa yönelen insanlara, medyayı kullanarak yine ekonomik ve menfaat hedefli, tevhitten uzak, antik uygarlıklara ait pagan ve şaman temelli, ezoterik, sahte manevi ve spiritüel akımlar çözüm olarak sunulmaktadır. İnsana sağlığını, aradığı iç huzuru ve dengeyi kazandırma iddiasında olan şifa akımları, insan tabiatını modellerken, açıklarken ve manalandırırken, Eski Hint Bilgeliği’nin, Vedaların, Budizm ve Şamanizmin insan ve kâinat anlayışlarını kullanmaktadır.

Doğunun mistik anlayışı ile Batı’nın modern söylemlerini harmanlayan modern şifa uygulamaları; aynı zamanda oluşturduğu şifa toplulukları aracılığıyla, uygulayıcıları bir araya getirmekte ve bu uygulayıcılar, duygu ve düşünce yönüyle birbirlerini beslemektedirler. Yaşadıkları problemleri çözmek amacıyla bir araya gelinen bu yapılarda, şifa uygulamalarının felsefesi, söylemleri, ritüelleri ve sembolleri bilim ışığında değerlendirilmeden, İslam inancıyla bağdaşıp bağdaşmayacağı düşünülmeden ve sorgulanmadan özümsenmekte ve uygulanmaktadır. Kapitalizmin, maneviyatı ürün olarak gördüğü modern dünyada, manevi arayışlar için çözüm, modern şifacılık anlayışı olarak ortaya konulmaktadır.

İnsanlar, bu şifa sistemlerine, geleneksel koca karı ilacı, cinci hoca gibi sistemlere ve hurafelere gösterilen alaycı ve tahkir edici tepkiyi göstermemektedir. Çünkü bunlar modern-bilimsel bir söylem ve imajla, felsefi bir arka planla hareket etmektedirler. Bulundukları coğrafyanın dini ile sentezlenen maneviyatçı ve ruhçu söylemlerini, bilimsel dil ve teknikler ile desteklemektedirler. Medyayı ve kitle iletişim araçlarını oldukça iyi kullanmaktadırlar. Bu özellikleri ile yaygınlıkları ve toplumdaki etkinlikleri artmaktadır.

Her ne kadar şifa çalışmaları esnasında “Tanrı”, "Yaratıcı” hatta İslam coğrafyasında “Allah” kavramları kullanılıyor da olsa aynı işi yapan bazı uygulayıcıların ise şifayı; evrenden, enerjiden, ışıktan, birlik şuurundan, evrensel ışık güçlerinden, kutsalların kutsalından istemesi, işin dinî yönünün, coğrafyaya göre sadece bir süs olduğu düşüncesini pekiştirmektedir.

Bu uygulamalar vasıtasıyla her geçen gün İslam coğrafyasında; karma, çakra, negatif enerji, yüksek bilinç, Kabbalah, Magick, Şaman maneviyatçılığı, Nirvana, parapsikoloji, medyum, reenkarnasyon, zihin kontrolü, bilinçaltı formatlama, atalardan gelen aktarım, ruhçuluk, tarot kartları, teosofi, Transandental Meditasyon gibi Hinduizm gibi çok tanrılı inançlar, Budizm gibi tanrı inancı bulunmayan, Şamanizm ve Paganizm gibi din veya öğretilerden  alınmış inanış, kavram ve söylemlerin, hayatın doğal akışına dâhil olmaya başladığını görmekteyiz.

Modern dünyada, kendini manevi açıdan boşlukta ve yalnız hisseden bireye, psikolojik terapi teknikleri ile yaklaşılmakta ve bu bağlamda gelişen enerji şifacılığı uygulamaları, bireyin inancına göre uyarlanmış hizmetleriyle gittikçe popülerlik kazanmaktadır. Eski Hint ve Uzak Doğu dinleri ve bunların mistik felsefelerinden derlenen söylemleriyle, enerji şifacılığı uygulamalarının hedef kitlesi başlangıçta, dinî hassasiyeti zayıf olan ve anlam arayışı içindeki kişilerken, bugün dindar kesim arasında da popülerite kazanmaya başlamışlardır. Enerji kanalının temiz olmasının işi meşrulaştırdığı ısrarla vurgulanarak uygulamalar, İslami kavramlarla zenginleştirilmektedir. 

 

 

Yorumlar (0)

Henüz onaylanmış yorum yok. İlk yorumu siz bırakabilirsiniz.

Herhangi bir şey arayın...