ÖZETLE: Şemsü’l-Maârif Nedir, Neden Sakıncalı Görülür?
Kitaba Dair Temel Bilgiler:
1. Şemsü’l-Maârif, 13. yüzyılda yaşamış El-Bûnî adlı bir sufi yazar tarafından kaleme alınmıştır.
2. Dört ciltlik bu eser, “gizli ilimler” veya “havas” başlığı altında büyü, tılsım, muska, cifr, vefk ve simya gibi konular içerir.
3. Yazar, bu ilimlerin Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e, oradan da Hz. Ali üzerinden evliyalara geçtiğini öne sürerek bilgiye “peygamberî bir silsile” atfetmektedir.
4. İçeriğinde 400’e yakın diyagram, sembol, dua formülü ve büyü tarifleri yer almaktadır.
Dini Açıdan Değerlendirme:
5. Kitapta anlatılan hiçbir uygulamanın sahih hadis veya Kur’an ayetleriyle doğrudan bir dayanağı bulunmamaktadır.
6. Cin ve melek çağırma, gaybı bilme, harflerin tabiatı etkilemesi gibi inançlar açık şirk riski taşımaktadır.
7. Vefk, muska ve tılsım uygulamaları İslam’da olmayan bid’atler üretmekte, ibadetlerin şeklini değiştirmektedir.
8. Kitapta yer alan bazı dualar anlamı bilinmeyen ifadeler, İbranice-Süryanice kelimeler ve pagan semboller içerdiği için hurafe kapsamındadır.
9. Kur’an ayetlerinin şekilsel biçimlere dönüştürülmesi, belirli saat ve burçlara göre yazılması, Esmâ-i Hüsnâ ile büyü yapılması tevhidi zedelemektedir.
10. Peygamberimiz (s.a.v.), bize yalnız Kur’an ve sünneti bıraktığını söylemiştir. Bu kitabın içerdiği yöntemler ne sünnetle ne sahabe uygulamalarıyla uyuşmaktadır.
11. Bu sebeple Şemsü’l-Maârif, İslam inancına göre sakıncalı, şirk ve bid’at içeren bir metin olarak değerlendirilmelidir.
Şemsü’l-Maârif’in Tanıtımı ve Tarihçesi
Halk arasında “gizli ilimler” olarak bilinen havas ilmi, nesnelerin, harflerin, duaların ve diğer manevi unsurların gizli ve sıradışı özelliklerini konu alan bir bilgi dalıdır. “Havas” kelimesi, Arapçada hâssa (özel nitelik) kelimesinin çoğulu olup, bir şeyi diğerlerinden farklı kılan gizli özellik anlamına gelir. Bu ilim dalıyla uğraşanlar, harfler, sayılar, ayetler ve doğal nesneler yoluyla evrende normal duyularla algılanamayan etkiler ortaya çıkarmaya çalışır. Havas ilmi, eski Mısır, Babil, Yunan gibi medeniyetlerin birikimlerinden beslenmiş ve İslam kültüründe özellikle Şiî çevreler ve tasavvuf geleneği yoluyla gelişmiştir. Her ne kadar konusu “sır bilgiler” olsa da, havas ilmi bir yandan da merakın ürünü olarak bilimsel düşüncenin bazı ilk adımlarını içinde barındırmıştır. Fakat yöntemi itibariyle deney ve gözleme değil, ezoterik kavrayışa ve inanca dayalıdır.
Şemsü’l-Maârif (tam adıyla Şemsü’l-Maʿârif ve Letâʾifü’l-ʿAvârif), 13. yüzyılda yaşamış olan Cezayir asıllı Ahmed bin Ali el-Bûnî (ö. 1225) tarafından yazıldığı kabul edilen dört ciltlik ünlü bir havas (gizli ilimler) eseridir. Eserin adı Arapçada “Marifetlerin Güneşi” anlamına gelir; Türkçeye Büyük Bilgiler Güneşi olarak da çevrilmiştir. Şemsü’l-Maârif, İslam dünyasında büyü, muska ve okült konular üzerine yazılmış en kapsamlı eserlerden biri olup ansiklopedik bir mahiyet taşır. Kitap ilk olarak Hicri 7. yüzyılda ortaya konmuş, daha sonra Şemsü’l-Maârifü’l-Kübrâ (büyük) adıyla genişletilmiş versiyonları da dolaşıma girmiştir. Günümüzde yaygın olarak bilinen dört ciltlik baskı, muhtemelen el-Bûnî’nin vefatından sonra öğrencileri tarafından yapılan ilaveleri de içerir. Nitekim eserde, el-Bûnî’den sonra yaşamış bazı sûfîlerin adlarına ve daha sonraki dönem tartışmalarına yer verilmesi, bu geniş hacimli versiyonun sonradan derlendiğini göstermektedir.
Şemsü’l-Maârif tarih boyunca çok sayıda okültist ve muskacı tarafından başvuru kaynağı olarak kullanılagelmiştir. İçerdiği yöntemler pratikte sihir, büyü ve tılsım uygulamalarına dair reçeteler sunduğu için, bu kitap kimilerince “tehlikeli” addedilmiş, hatta bazı ülkelerde yasaklanmıştır. Bununla birlikte eser, özellikle Osmanlı’dan itibaren Türkçe dahil çeşitli dillere tercüme edilmiş ve geniş bir coğrafyada gizli ilim meraklılarınca okunmuştur. Selahattin Alpay, Mustafa Varlı ve A. Nihat Fazıl Alsan gibi yazarlar kitabı Türkçeye kazandırmıştır. Ayrıca Süleyman el-Hüseynî’nin Kenzü’l-Havâs adlı eserinin de aslında Şemsü’l-Maârif’in tercüme ve genişletilmiş bir versiyonu olduğu belirtilmektedir.
Şemsü’l-Maârif’in coğrafi ve kültürel yolculuğu da kayda değerdir. Eserin farklı versiyonları ve özetleri zamanla İslam dünyasının çeşitli bölgelerine yayılmıştır. Kuzey Afrika’dan Osmanlı topraklarına, Arap yarımadasından Hindistan’a kadar birçok kütüphanede bu kitabın nüshaları bulunmuştur. Hatta iddialara göre, Batı okültistleri de Şemsü’l-Maârif’i keşfetmişlerdir. 19. ve 20. yüzyılda Avrupalı şarkiyatçılar, bu kitap üzerinde çalışmalar yapmış; Wilhelm Ahlwardt, Pierre Lory, Jan Just Witkam gibi isimler eser hakkında akademik incelemeler yayınlamıştır. Popüler kültürde ise ünlü korku yazarı H.P. Lovecraft’ın hayalî büyü kitabı “Necronomicon”un esin kaynaklarından birinin Şemsü’l-Maârif olduğu öne sürülmüştür. Bu elbette bir spekülasyondur, ancak eserin Batı’da bile bir gizem unsuru olarak algılandığını gösterir.
Günümüzde, Şemsü’l-Maârif hala efsanevi bir üne sahiptir. İnternet ortamında bu kitap hakkında pek çok söylenti dolaşmakta, hatta “okuyanın başına felaket gelir” gibi şehir efsaneleri yayılmaktadır. 2021 yılında Mısır’da yaşanan gerçek bir olay, bu efsanelerin bir yansıması gibidir: Mısır’da bir define kaçakçılığı çetesinin, Şemsü’l-Maârif’teki yöntemleri kullanarak cinlerle iletişim kurup gömülü hazinelerin yerini bulmaya çalıştığı ortaya çıkmıştır. Bu olay, kitabın yanlış kişilerce kötüye kullanılma potansiyelini gözler önüne sermiştir. Yine bir rivayete göre, 1980’lerde yabancı bir ülke (ABD) kütüphanelerimizdeki Şemsü’l-Maârif nüshalarının mikrofilmlerini talep etmiş, bazı bürokratlar bu talebi “stratejik tehlike” görerek geri çevirmiştir. Tüm bunlar, Şemsü’l-Maârif’in sadece bir kitap değil, adeta bir “efsane” haline geldiğini gösteriyor.
Eserde ele alınan konular ve uygulamalar, İslami terminolojiye yaslandırılarak sunulmuştur. Müellif el-Bûnî, kitabın önsözünde amacının esmâ-i hüsnânın (Allah’ın 99 güzel isminin) yüceliğini göstermek, harflerin ve sayıların uyumundan (vefk) doğan hikmetleri açıklamak ve dua ile ilahi isimleri kullanarak maddi-manevi etkiler oluşturmanın yöntemlerini öğretmek olduğunu ifade eder. Yazar, bu tür ezoterik bilgilerin herkese göre olmadığını özellikle vurgular: Sadece manevi arınmayı başarmış, Allah’ı çok zikreden ve seyr ü sülûk yolunda mesafe kat etmiş kişilerin bu kitaptan faydalanabileceğini; içerdiği bilgilerin ancak belirli riyazet (nefsi terbiye için perhizler) ve halvetler (inziva, yalnız ibadet) ile uygulanabileceğini belirtir. Aksi takdirde bu bilgilerle uğraşan kişinin “mayınlı bir tarlaya girmiş gibi” kendisine ve başkalarına zarar verebileceği konusunda uyarıda bulunur.
Şemsü’l-Maârif İslam ezoterizminin zirve eserlerinden biri olarak kabul edilmiş, ancak içerdiği uygulamaların dini açıdan mahzurlu oluşu nedeniyle alimler arasında hep tartışmalı bir konumda olmuştur. Öte yandan, Şemsü’l-Maârif’e olumlu bakan bazı çevreler de yok değildir. Özellikle okültizmle ilgilenen veya tasavvufun derin konularına meraklı kişiler, bu kitabı mistik bir kaynak olarak görürler. Onlara göre el-Bûnî, yalnızca bir “büyücü” değil, aynı zamanda bir veli ve alim idi; eserindeki bilgiler de eğer doğru anlaşılırsa manevi gelişime hizmet edebilir. Nitekim Taşköprizâde Ahmed Efendi gibi Osmanlı alimleri, havas ilimlerini tefsirin bir alt dalı olarak görüp, eğer Kur’an ve iman çerçevesinde kalınırsa meşru olabileceğini belirtmişlerdir. Bu bakış açısıyla, Şemsü’l-Maârif’teki harf ve zikir sırları, aslında Kur’an’ın derin manalarını keşfetmenin bir yolu olarak değerlendirilmiştir.
Aşağıda, bu dört ciltlik kitabın içeriğinde hangi konuların yer aldığı, öne çıkan havas uygulamaları ve bunların İslam inancına göre doğurduğu problemler ele alınacaktır.
Kitapların İçeriği – Bölümler, Konular ve Uygulamalar
Şemsü’l-Maârif toplam 40 bölümden oluşmaktadır ve içerik olarak yedi ana ilim dalını kapsayan geniş bir yelpazeye yayılır. Eser, İslam dünyasında bâtınî ilimlere dair yazılmış en hacimli kitaplardan biri olarak, harflerden yıldızlara, dualardan simyaya uzanan pek çok konuyu tek bir kaynakta toplamıştır. Başlıca bölümleri ve ele alınan konular şöyle özetlenebilir:
Harfler İlmi: Harflerin gizli anlamları ve sırları, hurûf-ı mukattaa adı verilen Kur’an’daki mahrem harflerin çözümlemeleri ve ebced hesabı (harflere sayısal değer vererek hesap yapma) bu kısımda yer alır. El-Bûnî, ayetleri oluşturan harflerin çok şaşırtıcı gizli özellikleri olduğunu ve bunları ancak derin ariflerin bilebileceğini vurgular. Harfler ile kozmik alemler (gezegenler, melekler vb.) arasındaki ilişkilere değinilir; her harfin belli melekler ve varlıklarla irtibatı ele alınır.
Sayılar İlmi: Rakamların manevi anlamları ve numerolojik hesaplar incelenir. Özellikle 7, 28, 99 gibi sayılar Kur’an ve kozmos bağlantılarıyla yorumlanır. Yirmi sekiz “menzil” (ayın konakları) ve on iki burç ile harfler arasındaki ilişkiler anlatılır; haftanın günleri ve saatlerinin insanlar üzerindeki etkileri üzerinde durulur.
Cifr (Cefr): Cifr ilmi, gizli anlamları ortaya çıkarmak için harflerin sayısal değerlerinden ve kombinezonlarından yararlanan kadim bir okült metottur. Hz. Ali ve Ca’fer-i Sadık’a isnat edilen cifr bilgisinin prensipleri, gizli harf tabloları ve kehanet yöntemleri açıklanır. El-Bûnî’nin eserinde cifr hesaplarıyla geleceğe dair işaretler bulma, sorulara cevap arama yöntemleri anlatılır. Ebced tablosu (Arap alfabesindeki her harfe karşılık gelen 1’den 1000’e kadar sayılar) kullanılarak kişilerin isimleri, tarihlerin toplamları gibi verilerden kehanetler üretmek bu ilmin kapsamındadır. Kitapta örneğin belli tarihleri veya olayları hesaplamaya yönelik tablolar ve şifreler verilmiştir.
Vefk: Vefk; harflerin veya sayıların, belirli matematiksel düzenlerle kare tablolar halinde yazılmasıyla oluşturulan tılsımlar anlamına gelir. Genellikle her satır ve sütunun toplamı aynı çıkan sihirli kareler şeklindedir. Şemsü’l-Maârif’te aşk, şifa, korunma, bağlama gibi amaçlarla kullanılan yüzlerce vefk tarifi bulunmaktadır. Bir vefk hazırlanırken çoğunlukla ayetler, Esmâ-i Hüsnâ veya belirli dualar ebced değerlerine çevrilerek tabloya yazılır. Ardından uygun zamanda (belirli gün/saat veya astrolojik konumda) bu tablo muska şeklinde üzerine taşınır ya da mekanlara asılır. Müellif, doğru yapıldığında vefklerin Allah’ın izniyle etki göstereceğini iddia eder. Bu şekildeki tılsımlı karelerin, hem yatay-dikey toplamları hem de diyagonal değerleri belirli bir “uyum” (tevafuk) içinde olup manevi bir güç barındırdığı düşünülmüştür. Örneğin kitapta Hz. İsa’nın ölüleri diriltmek için kullandığı ilahi isimler verilir ve bu isimlerle yapılan özel vefklerden bahsedilir.
Zâyirce İlmi: Genellikle bilinmeyen bu terim, bir çeşit astrolojik ve geometrik kehanet sistemini ifade eder. Eserde zâyirce başlığı altında, daireler ve şekiller çizerek harflerden kehanette bulunma yöntemleri anlatılır. Bu yöntem Endülüs kökenli “Zâyircâ” tekniğiyle ilişkili olup karmaşık hesaplamalarla sorulara cevap bulmayı amaçlar.
Anâsır-ı Erbaa (Dört Element) İlmi: İslam filozofisi ve kadim tıpta önemli yeri olan toprak, su, hava, ateş dört unsurunun sırları incelenir. Bu elementlerin insan karakteri ve büyü uygulamalarındaki etkileri, dengeleri ve bu unsurlarla yapılan pratikler kitapta yer alır. Eserde ayrıca çeşitli bitkilerin havassı (gizli özellikleri) de ele alınarak, bitkilerle yapılan manevi reçeteler sunulur.
Yıldızlar, Felekler, Burçlar ve Menziller: Astrolojiyle ilgili kısımda gezegenler, yıldız falı, burçların gizli işaretleri ve ayın menzilleri ayrıntılı şekilde işlenir. Her burcun ve yıldızın insan üzerindeki tesirleri ve bunlara bağlı yapılacak dualar/tılsımlar anlatılır. El-Bûnî, felek (gök küreleri) ve burçların da kendilerine özgü havassa sahip olduğunu ifade eder; astrolojik zamanlamanın büyü ve vefklerdeki önemini vurgular.
Tılsımlar: Tılsım kelime olarak “gizli etki vermek amacıyla hazırlanan muska veya büyülü nesne” anlamına gelir. Şemsü’l-Maârif’te pek çok tılsım tarifi yer alır. Bunlar bazen bir nesneye kazınan mühür (örneğin yüzük kaşı, hançer, mühür) şeklinde, bazen de kağıda yazılıp taşınan muska biçimindedir. Kitapta Mühr-ü Süleyman (Hz. Süleyman’ın mührü) bunların en meşhurlarından biridir; iki üçgenin üst üste gelmesiyle oluşan altı köşeli yıldız sembolü, etrafına bazı harfler ve isimler yazılarak şer güçlere karşı koruyucu bir tılsım olarak sunulur. Yine “nazardan korunma tılsımları”, “bağlama büyüleri”, “hazine bulma tılsımı” gibi konular kitapta pratik reçeteler halinde yazılmıştır. Bu tılsımlar hazırlanırken de Kur’an ayetleri, bazı melek ve cin isimleri, astrolojik semboller birlikte kullanılmakta; böylece hem İslami hem kadim semboller harmanlanmaktadır. Örneğin bir tılsım tarifinde, belirli bir saatte gümüş levha üzerine belirli harflerin kazınması ve üzerine Ayetü’l-Kürsî okunması önerilir – bunun o evi yangından koruyacağı iddia edilir.
Dualar ve Rukyeler: Kitapta en geniş yer tutan uygulamalardan biri de çeşitli dua formülleridir. Müellif, hemen her doğal veya sosyal sorun için bir manevi çözüm sunmaya çalışmıştır. Hastalıklardan şifa bulmak, çocuk sahibi olmak, rızkı artırmak, düşmanlardan korunmak, muhabbet sağlamak gibi amaçlarla okunabilecek özel dualar verilmiştir. Bu duaların etkisini güçlendirmek için ne kadar süreyle hangi riyazetlerin yapılacağı (oruç tutma, gece ibadeti, belirli yiyeceklerden uzak durma gibi) da adım adım tarif edilir. Bu duaların bir kısmının kaynağı Kur’an ayetleri ya da hadis kaynaklı rivayetlerdir; ancak el-Bûnî bunları kendi geliştirdiği okuma adetleriyle sunar. Örneğin “Bir kimse şu duayı 41 defa okuyup bir suya üfler ve içerse…” diye başlayan tarifler mevcuttur. Rukye denilen, Kur’an ve dua okuyarak tedavi etme uygulaması kitapta önemli yer tutar. Özellikle Felâk ve Nâs sureleri, Ayetü’l-Kürsî ve Fâtiha ile yapılan rukyeler detaylandırılır. Ancak bunların yanı sıra, İslam geleneğinde bulunmayan bazı anlaşılmaz sözlerin de karıştığı azîmet duaları görülür. Örneğin bazı dualarda melek veya cin isimleri zikredilir, belli sayıda tekrarlar ve tütsü yakma gibi uygulamalar tarif edilir. Bu açıdan bakıldığında Şemsü’l-Maârif’teki dualar, meşru sınırı aşan ve büyü niteliği kazanan uygulamalarla iç içe geçebilmektedir.
Simya İlmi: Eserde klasik simya konuları da ihmal edilmemiştir. Madenlerin dönüşümü, felsefe taşı arayışı, iksir formülleri gibi simya (alşimi) öğretisine dair bilgiler sunulur. El-Bûnî, simya ilminin de peygamberlerden gelen kadim bir hikmet olduğunu iddia ederek Hz. İdris (Hermes), Hz. Süleyman ve İslam simyageri Câbir bin Hayyan gibi isimlere atıf yapar. Simya bölümü, dönemin yaygın okült bilgilerinin İslami çerçeveye oturtulmaya çalışıldığı bir kısım olarak dikkat çeker.
Şemsü’l-Maârif’teki bu havas yöntemleri teorik bir anlatım olarak bırakılmamış, uygulama talimatları adım adım verilmiştir. Kitap adeta bir “büyü el kitabı” gibi, her bir amaca yönelik ne yapılması gerektiğini sıralar. Örneğin bir vefk veya tılsım yapılmadan önce hangi gün oruç tutulacağı, hangi esmanın kaç defa zikredileceği, abdestli ve mümkünse temiz bir mekânda hazırlanması gibi şartlar belirtilir. Çoğu uygulama için “riyazet” adı altında bir çeşit manevi hazırlık dönemi öngörülür (3 veya 7 gün gibi belirli süre dünyevi zevklerden uzak durma, zikirle meşgul olma vb.). El-Bûnî, bu şartlara uyulmazsa yapılan işlemin tesirsiz kalacağını veya kişiye zarar verebileceğini ifade eder. Bu yönüyle kitap, tasavvufi eğitim ile büyü pratiğini bir araya getiren tuhaf bir sentez sunmaktadır.
Yukarıdaki liste, Şemsü’l-Maârif’in içeriğinin genişliğini göstermektedir. Kitapta yaklaşık 400 civarında şekil, çizim ve diyagram bulunduğu kaydedilmektedir. Bu diyagramlar arasında kare şeklinde vefkler, daire içine yazılmış mühürler, geometrik desenlerle oluşturulan tılsımlar ve çeşitli harf tabloları vardır. El-Bûnî’ye göre kainattaki bütün varlıklar –harfler, sayılar, gezegenler, melekler ve maddi nesneler– birbiriyle gizli bir uyum içindedir ve “varlığın şifresi” bu ilişkiler çözüldüğünde anlaşılabilir. Şemsü’l-Maârif’teki şekiller de bu kozmik şifrelerin geometrik ifadeleri olarak sunulmuştur.
Müellif, kitapta anlattığı yöntemlerin çoğunu bizzat kendisinin deneyip tecrübe ettiğini iddia eder ve doğru biçimde uygulanırsa sonuç vereceğini savunur. Eserde bu uygulamaların kökeninin peygamberlere dayandığı öne sürülür: El-Bûnî, gizli ilimlerin Hz. Âdem’den Hz. Peygamebere (sav) kadar peygamberler aracılığıyla aktarıldığını, Peygameberimizin bu ilimleri Hz. Ali’ye öğrettiğini ve evliyanın da bu yolla miras aldığını belirtir. Bu silsile anlatısı ile yazar, kitaptaki okült bilgilerin İslami bir temele oturduğunu göstermeye çalışmıştır. İslam’da bir iddianın muteber olabilmesi için mutlaka sahih delillere dayanması gerekir. El-Bûnî ise bu güçlü silsile iddiasını ne Kur’an’dan ne de muteber hadis kaynaklarından belgeleyebilmiştir. Delilsiz iddia ise değerini yitirir; çünkü İslam akidesinde bilgi ancak sened ve sahih rivayetle kıymet kazanır. Bu durum, El-Bûnî’nin anlatımının hakikatten değil, şahsî kanaat ve bâtınî yorumlardan beslendiğini açıkça göstermektedir.
Dini Açıdan Sorunlu Yönler – Şirk, Hurafe ve Bid‘at Eleştirisi
Şemsü’l-Maârif her ne kadar ayet, hadis ve Allah’ın isimlerini kullanarak manevi formüller sunma iddiasında olsa da, içerdiği birçok uygulama İslam inancına aykırı ve tehlikeli görülmüştür. Gerek klasik İslam alimleri gerek günümüz dini otoriteleri, bu tür havas ve büyü içerikli yöntemlerin ciddi dini problemler barındırdığı konusunda uyarmışlardır. Özellikle öne çıkan sorunlar şirk tehlikesi, hurafeye sapma ve bid‘at (dinde sonradan uydurulan uygulamalar) olarak belirtilebilir.
Şirk Tehlikesi: İslam’da şirk, Allah’a ortak koşmak veya O’ndan başka varlıklara ilahlık özellikleri atfetmek en büyük günahtır. Büyü ve tılsım uygulamalarında çoğu zaman, etkinin muskanın kendisinden geleceğine dair bir inanç gelişir ki bu, açık veya gizli şirk anlamına gelir. Nitekim Kur’an-ı Kerim, büyü ve tılsım gibi işler için “şeytan işi” tabirini kullanır (Mâide, 5:90). Hz. Peygamber (s.a.s.) de “İçerisinde sihre ya da küfre ihtimali bulunan anlaşılmaz sözleri) okuyarak (hasta) tedavi etmek, muska takmak ve kocayı karısına bağlamak için büyü yapmak şirktir” buyurmuştur (Ebû Dâvûd, Tıb 17). Bu hadis, anlamını bilmediği sözleri okuyarak üfleyen, nazarlık-muska takan kişilerin tevhidden saparak Allah’tan gayrı güçlere bel bağladığını ifade eder.
Şemsü’l-Maârif’te tarif edilen birçok işlemde çeşitli mühürler, bilinmeyen semboller, melek veya cin isimleri kullanılıp bunlardan medet umulduğu için; eğer kişi şifayı doğrudan bu sembollerden beklerse veya gaybı bu yöntemlerle çözdüğüne inanırsa, iman açısından büyük bir risk oluşur. İslam’a göre her türlü şifa ve etkinin yalnız Allah’ın izniyle olduğuna inanmak esastır. Dolayısıyla muska, vefk gibi şeylerin kendi başlarına güç sahibi olduğu inancı şirk olarak değerlendirlir. Bu nedenle alimler “her kim nazarlık takarsa Allah’a şirk koşmuştur” hadisini sıkça hatırlatarak (Ahmed ibn Hanbel, Müsned, no: 17422; ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tıb 17) muska ve tılsım takmanın iman açısından sakıncalı olduğunu vurgulamışlardır.
Hurafe ve Batıl İnançlar: Şemsü’l-Maârif gibi havas kitapları, zamanla İslam toplumlarında pek çok hurafenin yayılmasına da zemin hazırlamıştır. Hurafe, dinin aslında bulunmayan batıl inanç ve uygulamalara denir. Bu eserlerdeki birçok iddia, akla ve sahih nakle dayanmayan, sınanması da mümkün olmayan fantastik hikayelere dayanır. Örneğin “filan harfi şu saatte yazıp üzerinden geçerseniz görünmez olursunuz” gibi söylemler veya “Şu yıldız şu burca girince falanca duayı 1000 kere okuyanın define bulacağı kesindir” gibi vaadler, hep hurafe kapsamındadır. Bu tür iddiaların ne Kur’an’da ne Sünnet’te dayanağı yoktur. Nitekim İslam tarihi boyunca ana akım ulema, havas ilminin içine birçok uydurma bilginin ve hurafenin karıştığını belirtmişlerdir. Özellikle astrolojiye dayalı uğurlu-uğursuz saat inancı, yıldız falı, tuhaf şekilli muskalar gibi unsurlar halkın saf dindarlığını istismar eden batıl inanışlar üretmiştir. Günümüzde de büyü ve tılsım vaatleriyle insanların duygularını ve çaresizliklerini sömüren sahtekarlar bulunmaktadır.
İslam alimleri “fala bakan, yıldızname açan veya büyü yaptığını iddia eden kişilere inanmanın imanı tehlikeye atacağı” konusunda uyarmışlardır. Zira bir hadiste, fal baktıran kimsenin 40 gün namazının kabul olmayacağı bildirilmiştir (Müslim, Selâm 125). Dolayısıyla, Şemsü’l-Maârif türü kitaplarda yer alan fal, remil (kum falı), nücum (yıldız falcılığı) gibi uygulamalar İslam’a göre haram kılınmıştır. Bu gibi gizemli yöntemlere dalmak, kişiyi gerçek imani prensiplerden koparıp hurafe batağına sürükler. Müslüman, günlük hayatta başına gelenler için ne yıldızları ne de anlaşılmaz muskaları sorumlu tutmamalı; her şeyin Allah’ın takdiriyle olduğunu bilmeli ve meşru yollara sarılmalıdır.
Bid‘at (Dinî Yenilik) Sorunu: Bid‘at, Peygamber Efendimiz (s.a.s.) ve sahabe döneminde bulunmayıp sonradan din adına ihdas edilen uygulamalar demektir. Şemsü’l-Maârif’te tarif edilen ritüellerin hemen tamamı, ne Kur’an’da ne hadiste dayanağı olmayan, sonradan ortaya çıkmış adetlerdir. Örneğin İslam’da namaz, oruç, dua gibi ibadetlerin nasıl yapılacağı belirlenmiştir; fakat “şu esmayı şu kadar bin defa şu şekilde yazıp suya karıştırma” gibi uygulamalar dinde yoktur. Bu nedenle, bu tip uygulamalar ibadet kisvesine büründürülen bid‘atlar olarak değerlendirilir. Hz. Peygamber “Her bid‘at dalalettir” buyurarak (Müslim, Cum’a 43) dinde sonradan uydurulan şeylerin sapkınlık olduğunu ifade etmiştir. Dolayısıyla, biri çıkıp “Bu muskayı taşımak şeriatta vardır, bunu yapmazsanız eksik kalır” derse bu, dini aslında olmayan bir şeyle zorlaştırmak anlamına gelir.
Şemsü’l-Maârif her ne kadar ayet ve esmâ kullansa da, bunları kendi geliştirdiği formüllerle sunarak dini geleneğe aykırı yenilikler ortaya koymuştur. İslam alimlerinden bazıları, anlamı bilinmeyen tılsımlar yapmanın ve kullanmanın caiz olmadığını kesin bir dille belirtmiştir. Mesela büyük fıkıh âlimi İmam Nevevî ve İbn Hacer el-Heytemî, içinde ne yazdığı anlaşılamayan vefk ve şekillerin yapılmasını haram saymış, çünkü bunların muhtemelen sihir ve şirk unsurları içerebileceğine dikkat çekmişlerdir. Diyanet’in fetvalarında da, manası belirsiz semboller içeren muskaların kesinlikle yasak olduğu vurgulanır. Sonuç olarak bu kitapta anlatılanların önemli bir bölümü, İslam’ın sade tevhid inancına ve ibadet anlayışına sonradan karışmış istenmeyen eklemeler yani bid‘atlar olarak eleştirilmiştir.
Yukarıdaki üç başlıkta özetlenen eleştiriler ışığında, Şemsü’l-Maârif gibi kitaplarla amel etmenin dini riskleri çok büyüktür. İslam bilginleri “muska ve tılsım kitaplarında yazılanları uygulamak günahtır” demişler; Müslümanların hurafe ve büyüden uzak durup tevekkül ve duaya sarılmalarını öğütlemişlerdir. Unutulmamalıdır ki, sihir yapmak ve yaptırmak büyük günahlardandır ve dinimiz bununla meşgul olmayı yasaklamıştır. Hz. Peygamber bir hadisinde “Yedi helak edici günahtan sakının” buyurmuş; bunların ilk sıralarında Allah’a şirk koşmak ile birlikte sihir yapmak fiilini zikretmiştir (Buhârî, Vesâyâ 23; Müslim, Îmân 144).
Sonuç ve Değerlendirme
Şemsü’l-Maârif, tarih boyunca merak uyandırmış, efsanelere konu olmuş bir okült ilimler rehberidir. İçeriğinde harf büyüsünden yıldız falına, tılsımlardan dualara uzanan geniş bir bilgi hazinesi bulunmaktadır. Yazarının niyeti esmâ-i hüsnâ ve Kur’an’ın gizli ilimleriyle insanların dünya işlerinde fayda görmelerini sağlamak olsa da, bu yöntemlerin İslami meşruiyeti yoktur. Kur’an ayetleri ve Allah’ın güzel isimleriyle dua etmek İslam’da vardır ve teşvik edilmiştir. Ama bunun usul ve çerçevesi sünnetteki ölçü içerisinde olmalıdır. Kitap, Kur’an ayetleri ve Allah’ın isimleri gibi kutsal unsurları barındırdığı için bazı kimselere masum veya mübarek görünebilmiştir. Ancak aynı kitap, cadı geleneği, Hermetik felsefe, astroloji ve kadim büyü ritüelleri gibi İslam dışı unsurları da bolca içermektedir. Bu karışım, dikkatsiz okurları kolaylıkla hurafe ve hatta şirk bataklığına çekebilir.
Dini perspektiften bakıldığında, bir müminin Şemsü’l-Maârif’teki uygulamalardan medet umması son derece sakıncalıdır. Zira Allah Teâlâ bizlere şifa ve başarı için meşru yollar göstermiştir: Dua etmek, sadaka vermek, tıbbi tedavi aramak, Kur’an okumak gibi… Peygamber Efendimiz (s.a.s.) hastalandığında veya sıkıntıya düştüğünde Fâtiha, Felâk, Nâs gibi sureleri okumuş, bizlere de Allah’a sığınmamızı tavsiye etmiştir (bkz. Tirmizî, Tıb 16; İbn Mâce, Tıb 33). Nazardan veya büyüden korunmak için Felâk ve Nâs okumak, Ayetü’l-Kürsî okumak, dua etmek tamamen meşru iken; anlaşılamayan muskalar yaptırmak veya medyumlara gidip büyü çözdürmeye çalışmak dinen yasaktır ve günahtır. Şemsü’l-Maârif gibi eserler maalesef pek çok kişiyi yanlış yollara sevk etmiş, suistimallere de kapı açmıştır.
Sonuç olarak, Şemsü’l-Maârif’i bir ibret vesikası olarak görmek mümkündür. İslam kültüründe bâtınî ilim merakı her zaman var olmuştur; ancak bunun ifrat boyutuna varması neticesinde böyle karışık eserler ortaya çıkmıştır. Bu kitap, Kur’an ayetlerini bile yanlış amaçlar için kullanmanın sakıncasını bizlere gösterir. Müslümanlar olarak dinimizi sağlam kaynaklardan öğrenmeli, dua ve tevekkül çizgisinden ayrılmamalıyız. Şüpheli yöntemlerle gelecek aramak yerine, Allah’ın takdirine razı olup meşru çabalara yönelmeliyiz. Şemsü’l-Maârif ve benzeri kitaplar, içerdiği bilgiler ne kadar ilginç olursa olsun, dinî ölçüyle tartıldığında güvenilir bulunmamıştır. Bu nedenle bir Müslüman bu tür muska-büyü kitaplarına itibar etmemeli; şirk, hurafe ve bid‘atten sakınarak inancını korumalıdır.
Şemsü’l-Maârif’te Şirk, Bidat ve Hurafe Kapsamında Yer Alan Uygulama ve Konular
1. ŞİRK UNSURU İÇEREN KONULAR
- Melek ve cin isimlerini çağırarak onlardan yardım isteme tarifleri.
- Gaybı öğrenmek için cifr, ebced ve vefk yöntemlerinin uygulanması.
- Manası bilinmeyen İbranice, Süryanice kelimelerle dua ve tılsım yazılması.
- Gelecekten haber vermek için özel harf dizilimleri kullanılması.
- Mühr-ü Süleyman çizilerek cinlerin hizmetine girileceği inancı.
- Belirli yıldız ve gezegen saatlerinde yapılan işlemlerin tabiatı değiştireceğine inanmak.
- Cin ve ruhani varlıkları belirli mühür ve tılsımlarla kontrol altına almak.
- Ayetleri veya Esma-i Hüsna’yı belirli sayılarda okuyarak doğaüstü sonuç alınacağına inanmak.
- Defineleri ortaya çıkarmak için cin veya melek isimleriyle yapılan davetler.
- “Şu harfi şu şekilde yazarsan seni hiçbir kılıç kesmez” gibi tılsımlar.
2. BİDAT OLARAK NİTELENEN UYGULAMALAR
- Kur’an ayetlerini harf harf ayrıştırarak sırlar yüklemek.
- Ayet veya zikirlerin belirli şekillerde (kare, daire, yıldız) yazılmasıyla manevi güç elde etmek.
- Belirli gün, ay, yıldız veya burç zamanlarında zikir veya tılsım yapılması.
- Esma-i Hüsna ile yapılan muskaların şifa ve koruma sağladığı iddiası.
- Vefk ve muska yazarken belirli perhizler, oruçlar ve riyazetler yapmak.
- Simya uygulamalarıyla ruhani tekamül iddiası.
- Tılsım taşımak suretiyle insanları sevdirme veya düşman ettirme yöntemleri.
- Remil, kum falı ve yıldızname ile kader öğrenme.
- Ebced hesaplarıyla isimler üzerinden kişilik analizi ve kader çözümü.
- Kişiye özel vefk hazırlayarak ruhani etki oluşturma.
3. HURAFE VE BATIL İNANÇ KATEGORİSİNDEKİLER
- Görünmez olmak için yapılan harf ve sayı dizilimli tılsımlar.
- Hayvanların kanı veya safranla yazılan muskaların özel güç kazandıracağı inancı.
- Ay veya güneş tutulmasında yapılan zikir ve muskaların büyü etkisi doğuracağı iddiası.
- Belirli harflerin belirli meleklere veya burçlara tekabül ettiğine inanarak yapılan hesaplar.
- Rüyada bilgi almak için gece belirli saatte yapılan dua ve işlemler.
- Şifa için içilecek suya anlamı bilinmeyen sözler ve şekiller çizme.
- Cin veya ifrit çağırma seansları için özel diyagram ve mühürler.
- Ev, dükkan veya beden için koruma sağladığı söylenen tılsımlı yazılar.
- Harf, sayı ve sembollerle yapılan mühürlerin nazardan kesin koruyacağı inancı.
- Kötü ruhları hapsetmek için hazırlanan tılsımlar.
4. MUSKA VE TILSIMLARA YÖNELİK UYGULAMALAR
- Vefk hazırlanırken Ayetel Kürsi, Fatiha gibi ayetlerin matematiksel hesaplarla karelere yazılması.
- Mühr-ü Süleyman’ın çizim ve kullanım detayları.
- İnsanların üzerinde muska taşıması şart koşulan koruma yöntemleri.
- Cin musallatına karşı tılsım yapımı.
- Evlilik veya aşık etme büyüleri için hazırlanan yazı ve semboller.
- Simya yoluyla ölü diriltme veya gençleşme sırlarının varlığı iddiası.
- Bir hayvanın belirli bir parçasının (pençe, tüy vb.) muska içinde kullanılması.
- Astral seyahat ve ruhani yolculuk için çizilen haritalar ve semboller.
- “Şu vefki yaz, şu kadar gün uyuma, cin sana dost olur” gibi reçeteler.
- Yıldızların belirli kombinasyonlarına göre hazırlanan aşk büyüleri.
5. MANASI BİLİNMEYEN İFADELER ve GİZEMLİ ŞEKİLLER
- İbrani, Süryani veya kadim Babil yazılarıyla yapılan mühür ve tılsımlar.
- Anlamı bilinmeyen ruhani isimlerle çağrı duaları.
- Geometrik şekillerden oluşturulmuş cin mühürleri.
- Dualarda geçen ama anlamı açıklanmayan harf yığınları.
- Bazı duaların sadece belirli sayı ve sıralamayla okunması şartı.
- Vücuda çizilen veya yazılan özel sembollerin koruma sağladığı iddiası.
- Define bulmak için kullanılan remil yöntemleri.
- Ayın belirli menzilinde yazılan şekillerle maddi bolluk vaatleri.
- Mühr-ü Süleyman etrafına yazılan harflerle kişiyi her türlü beladan koruma inancı.
- Kadim pagan tanrı isimlerinin gizlice bazı mühür ve dualarda geçmesi.
Şemsü’l-Maârif Kitabındaki Şirk, Bidat ve Hurafe Örneklerinden Birkaçı
1. Mühr-ü Süleyman Tılsımı
Uygulama: Altı köşeli yıldız şeklinde bir mühür çizilmesi ve etrafına cin ve melek isimlerinin yazılması.
İddia: Bu mührü taşıyan kişi cinlerden ve görünmeyen kötülüklerden korunur; büyü ve nazardan etkilenmez.
Dini Açıdan: Şirk riski barındırır; çünkü koruma kaynağı Allah değil, mühür ve harfler sayılmakta.
2. Aşk ve Muhabbet Vefki
Uygulama: Ebced hesabıyla kişinin ve sevdiğinin ismi üzerinden bir vefk hazırlanır. Bu vefk belirli dua ve tütsü eşliğinde hazırlanır.
Amaç: İstenen kişinin kalbinde muhabbet oluşturmak.
Dini Açıdan: Başkalarının iradesine müdahale etmek, sihir anlamına gelir; kesinlikle haramdır (Bakara 2/102).
3. Cifr ve Ebced ile Gaybı Bilme
Uygulama: Kişinin ismi, anne adı ebced hesabına vurularak gelecekten haber verilir.
Dini Açıdan: Gaybı sadece Allah bilir (Nahl 16/77). Bu tür uygulamalar İslam’da haramdır.
4. Cin ve Melek Çağırma Yöntemleri
Uygulama: Belirli dualar, harfler ve tılsımlarla "Melkî Tâlûs", "Taimûn", "Şamhûrîş" gibi cinler çağrılır.
Amaç: Onlardan bilgi ve hizmet almak.
Dini Açıdan: Gaybı bilme ve cinlerden yardım alma şirk kapsamına girer.
5. Tılsımlarla Define Bulma
Yöntem: Gömülerin başındaki koruyucu cinlere karşı belirli harf dizilimleri yazılır, sonra belirli tütsüler yakılır.
Dini Açıdan: Hurafe ve batıl; define yerini Allah’tan başkası bilemez.
6. Remil ve Kum Falı
Yöntem: Kum veya taşlar üzerine harfler yazılıp atılır; düşüş şekline göre fal bakılır.
Dini Açıdan: Hz. Peygamber fal ve kehaneti kesin olarak yasaklamıştır (Müslim, Selâm 125).
7. Büyüyle Cinsiyet Belirleme
Yöntem: Hamile kadının doğacak çocuğunun cinsiyeti belirlemek için belirli vefk ve muskalar hazırlanır.
Dini Açıdan: Gayb bilgisi olduğu için batıldır.
8. Manası Bilinmeyen Sözcüklerle Şifa Uygulaması
Uygulama: “Gûgûs, Semânûh, Yebûnî” gibi Süryanice sözler okunarak hasta üzerine üflenmesi.
Dini Açıdan: Anlamı bilinmeyen sözlerle rukye yapmak caiz değildir (İmam Nevevî, Şerh Müslim).
9. Nazardan Koruyan Muska Örnekleri
Yöntem: Üçgen şeklinde yazılmış harf ve semboller ile kişi nazardan korunur inancı.
Dini Açıdan: Anlamı açık olan Kur’an ayetleriyle muska caiz görülse de, sembol ve şekillerle olanlar caiz değildir.
10. Tütsü ve Kanla Yazılan Muska
Yöntem: Safran, misk, bazen hayvan kanıyla yazılan tılsımlar.
Dini Açıdan: Tılsım amacıyla kan kullanmak hem pis hem de dinen yasaktır.
11. Simya ile Ruhani Terfi
Uygulama: Simya iksirleriyle ruhun güçlenip gayb bilgisine ulaşacağı inancı.
Dini Açıdan: Hurafe ve aldatmacadır.
12. Ay ve Güneş Tutulmasına Özel Büyüler
Uygulama: Ay veya güneş tutulmasında belirli zikirler ve şekiller çizerek büyü yapılması.
Dini Açıdan: Bidattir; çünkü tutulmaların özel anlamı yoktur, sadece namaz (salat-ül kusuf) sünnettir.
13. Belirli Saat ve Günlerde Etkili Tılsım Hazırlamak
İddia: Pazartesi gecesi yazılan vefkin daha etkili olacağı.
Dini Açıdan: Batıl; çünkü gün ve saatin özel gücü olduğuna inanmak caiz değildir.
14. Tılsımlarla Hayvanları Etkisiz Hale Getirme
Uygulama: Yılan, akrep gibi hayvanları etkisiz hale getirmek için şekiller çizmek.
Dini Açıdan: Hurafe ve batıldır.
15. Yıldız Haritasıyla Kader Belirlemek
Uygulama: Doğum tarihine göre yıldız dizilimiyle kişinin kaderini çözmek.
Dini Açıdan: Fal ve astroloji caiz değildir.
16. Manası Bilinmeyen Sözler
"TETRAGRAMMATON" gibi İbranice Tanrı isimleri; Süryanice manası meçhul ifadeler: "Gog ve Magog’un isimleriyle sana emrediyorum" gibi dualarda kullanılır.
Kaynakça
- Ahmed b. Ali el-Bûnî, Şemsü’l-Maʿârifü’l-Kübrâ (Büyük Bilgiler Güneşi), Türkçe tercüme: Selahattin Alpay, İstanbul, 1979 (4 cilt).
- Semih Ceyhan, “Şemsü’l-Maârif”, TDV İslâm Ansiklopedisi, c.38, Ankara 2010, s. 140-142.