Ben danışanlarımla uyguladığım program boyunca tevbe kitabımdaki tevbelerin okunmasıyla beraber; erzak, mama, kurban, süt veren keçi hediye etme, ağaç dikme, yetim giydirme gibi çeşitli cinslerden sadakaları çokça vermelerini tavsiye ediyorum. Zaman zaman bu sadakaları hikayelerde paylaşıyorum. Tabi burada önemli bir unsur da bu sadakaların belirli niyetlerle verilmesi oluyor. Bunların örneklerini kitabımda bulabilirsiniz.
Bu sadakalardan sonra gözdeki glokom, karaciğerdeki lezyon gibi fiziksel hastalıkların dahi iyileşebildiğini daha önce paylaşmıştım. Son olarak karaciğer nakli kararı verilen ama gün bekleyen küçük bir çocuğun da anne babanın tevbeleri okuması ve yüklüce verdikleri sadakalar ile durumunun değiştiğine ve nakle gerek kalmadığına şahit olduk.
Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), “Ateşin altın ve gümüşün paslarını giderdiği gibi, bîr müslümanın hastalığı da onun günahlarını giderir"* sözü ile hastalıkların günahlara kefaret olduğu açıkça zikredilmiştir.
Hadîs-i şerîfte, hastalıkların günahlarla ilişkili olabileceğine dikkat çekilmektedir. Bu itibarla, hastalıkları önleme ve tedavi konusunda tıbbî çareler kadar manevî çareler yani dua, tevbe-istiğfar ve sadaka da büyük önem taşır. Rasûlullâh (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem), “Mallarınızı zekâtla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, belâya da duâ hazırlayın.”** buyurarak sadakanın bu özelliğini açıkça ifade etmektedir.
Kısacası, “Sadaka belâyı defeder.”***
* İbn Mace, Tıb 18
** Deylemî, el-Firdevs, 5/128, No:6395’den.
*** Tirmizî, Zekât, 28/664