Özetle:

Access Bars nedir? 32 noktaya hafif dokunuşla “enerji” blokajlarını temizlediğini iddia eden New Age kökenli bir uygulamadır. Bilimsel geçerliliği olmadığı gibi, İslam inancıyla ciddi çelişkiler taşır.

Şirk riski: Uygulamada dilek ve şifa talepleri Allah yerine belirsiz bir “Evren” kavramına yöneltiliyor. Oysa Kur’an, yardım ve duanın yalnız Allah’a yöneltilmesini emreder (Fâtiha 1:5, Mü’min 40:60).

Bâtıl inançlar: “Evren her söze evet der, kendi gerçeğini sen yaratırsın” gibi öğretiler, İslam’ın kader inancına aykırıdır. İnsan kaderini bütünüyle kontrol edemez; her şey Allah’ın dilemesiyle olur (Tekvîr 81:29).

Dinî kavramların saptırılması: Uygulayıcılar, “tevekkül” kavramını çarpıtarak istekleri Evren’e bırakmayı öğütler. Hâlbuki tevekkül, sebeplere sarıldıktan sonra sonucu Allah’a teslim etmektir; “Evren”e değil.

Kurucunun tartışmalı öğretileri: Access Bars’ın kurucusu Gary Douglas, bir “ruhsal rehber”le temas kurduğunu iddia eder. Bu, İslam’a göre cin/şeytan iletişimi olup tehlikeli bir şirktir (Cin 72:6, En‘âm 6:121). Ayrıca Douglas’ın çocuklara ailesini terk etmelerini telkin etmesi ve pedofiliyi mazur gösteren sözleri, İslam ahlakına tamamen aykırıdır.

Bilimsel dayanak eksikliği: Access Bars hiçbir ciddi bilimsel araştırmaya dayanmamaktadır. Varsayılan “enerji noktaları” veya mucizevi iyileşmeler bilimsel olarak kanıtlanmamıştır; iddialar kişisel tecrübeler ve plasebo etkisinden öteye geçmez.

Sonuç: Hem itikadî hem ahlâkî açıdan sorunlu olan Access Bars ve benzeri enerji terapi uygulamalarına karşı Müslümanlar uyanık olmalıdır. Şifa arayışında meşru ve tıbben güvenilir yollara başvurulmalı; dua, Kur’an ve sünnete uygun yöntemler tercih edilmelidir. Aşağıda, Access Bars içeriklerinden İslam’a aykırı unsurlar örnekleriyle incelenmiştir.

İslam’a Aykırı Unsurlar ve Örnekler

Evrene İstek Göndermek (Şirk)

Access Bars söylemlerinde dilek ve soruların Allah yerine “Evren”e yöneltilmesi teşvik ediliyor. Bir eğitmenin ifadesi: “Bazı insanlar Allah demeyi tercih ederler, bazı insanlar evren kelimesini… Allah diyen birine evren de demem, evren diyen birine Allah de demiyorum”. Bu anlayış, duanın muhatabını bulanıklaştırarak ilahlık vasfını yaratılmış bir “evren”e atfeder. İslam’a göre dua ve yardım talebi yalnız Allah’a yapılır; O’ndan başkasına yöneltilemez. Kur’an, “Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz” buyurarak (Fâtiha 1:5) tevhid esasını vurgular. Allah’tan gayrısından medet ummak, görünürde “evren” gibi nötr bir kavram olsa bile, neticede şirk kapsamında değerlendirilir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle uyarmıştır: “Bir şey isteyeceksen Allah’tan iste… Bil ki, bütün bir ümmet sana fayda vermek için toplansa, ancak Allah’ın senin için takdir ettiği kadar fayda verebilir; zarar vermek için toplansalar, Allah’ın takdir ettiğinden fazlasına zarar veremezler” (Tirmizî, Kıyamet 59).

“Evren”i çağırmak, gerçekte kulların gücüne gitmeyen, fayda ve zarara malik olmayan bir mahlûka yalvarmaktır. Bu ise Allah’ın kudretini göz ardı eden, tevhide gölge düşüren batıl bir anlayıştır (Yûnus 10:106). Mü’min, ihtiyacını ancak Rabbine arz eder; zira “Allah’tan başka sana ne fayda ne zarar veremeyecek şeylere yalvarma! Eğer bunu yaparsan şüphesiz zalimlerden olursun” buyurulmuştur (Yûnus 10:106).

“Kendi Gerçeğini Yaratma” İddiası (Hurâfe/Bâtıl İnanç)

Access Bars felsefesinde sıkça vurgulanan bir diğer unsur da, insanın sınırsız olasılıklara sahip olduğu ve adeta düşünceleriyle kendi gerçekliğini “yaratabileceği” iddiasıdır. Bir seminer kaydında, “Uçsuz bucaksız bir evrende yaşıyoruz ve biz sadece seçebildiğimiz ölçüde yaşamımızı yaratıyoruz” denilmektedir. Bu ifade, kader inancıyla çelişen bir abartıdır. Elbette insan iradesi ve seçimi vardır; ancak İslam’a göre mutlak kudret ve yaratma Allah’a aittir. Hiçbir insan, ilahi takdiri dışında kendi kaderini dilediği gibi yazamaz. Kur’an’da, “Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz” buyurularak (Tekvîr 81:29) insan iradesinin İlahi iradeye tabi olduğu bildirilmiştir. Yine Hz. Peygamber, kulun çabasının sonuç vermesi için Allah’ın takdirinin belirleyici olduğunu vurgulamıştır.

“Gerçeğini kendin yarat” söylemi, modern bir hurafe olup kişiye ilahlık atfeden gizli bir panteizm barındırır. İnsanı merkeze alan bu düşünce, tevekkül ve kadere iman prensiplerini zedeler. Müslüman, başarılı olmak için elinden geleni yapar fakat neticenin Allah’tan olduğunu bilir. Oysa bu öğreti, kişinin sanki evreni kontrol edebileceği vehmini verir ki böylesi bir inanç hem psikolojik hayal kırıklığına hem de akidevi sapmaya yol açabilir. Her şeyin mümkün olduğu, sadece istemekle gerçekleşeceği iddiası gerçekçi olmadığı gibi İslam’ın teslimiyet ve kadere rıza anlayışına da aykırıdır. Sonuçta bu görüş, bâtıl bir inanç kategorisine girer; zira ne aklen ne dinen kabul görür.

Ruhsal Rehberle İletişim ve “Vahiy” İddiası (Şirk/Hurâfe)

Access Bars’ın kurucusu Gary Douglas, bu tekniği geliştirmeden önce metafizik bir deneyim yaşadığını, “Evrene sorular sorduğunu ve kanal yetenekleri aldığını” ileri sürmektedir. Hatta sistemi, “Rasputin” adında bir ruhsal varlığın rehberliği ile öğrendiğini iddia eder. Bu durum, İslam nazarında son derece sakıncalıdır. Zira Allah, son vahyini Hz. Muhammed (s.a.v) ile tamamlamıştır; ondan sonra gaybî bilgiler aldığını iddia eden kimseler ya yalancı ya da cin/şeytan irtibatlı medyumlar olabilir. Kur’an’da, “De ki: Göklerde ve yerde gizliyi Allah’tan başkası bilmez” buyrulmuştur (Neml 27:65). Dolayısıyla bir kişinin bilinmeyen sırları ruhani varlıklardan öğrenme iddiası, İslam’ın gayb akidesine aykırı bir safsatadır. Nitekim bir ayette, “Şeytanlar, insan dostlarına vahyeder (fısıldar)” denilerek (En‘âm 6:121) şeytanın insanlara vesvese yoluyla ilham verebildiğine dikkat çekilir. Yine cinlerle irtibat konusunda, “Şüphesiz insanlar arasında bazı kimseler cinlerden bazılarına sığınırlardı da bu, onların azgınlıklarını artırırdı” (Cin 72:6) buyurularak uyarı yapılır.

Douglas’ın “ruhsal rehber”i eğer hayal ürünü değilse, İslam’a göre bu ancak bir cin olabilir. Cinlerden bilgi almak veya onlarla irtibat kurmak, sihir ve kehanet kapsamında büyük günahtır. Hz. Peygamber, medyum veya kahine gidenin kırk gün namazının kabul olmayacağını, inanırsa küfre düşeceğini bildirmiştir (Müslim, Selam 125). Dolayısıyla Access Bars’ın metafizik kaynağı, İslami açıdan son derece karanlık ve şeytanî bir menşei işaret etmektedir. Müminler, böyle iddialardan uzak durmalı; şifa ararken şerre bulaşmamaya dikkat etmelidir.

Demonik Varlıklar ve Şeytanî Öğeler (Şirk)

Access Bars yönteminin eğitim içeriklerinde, doğrudan şeytanî unsurların yer aldığı da ortaya çıkmıştır. Fransa’da yapılan bir gazetecilik araştırmasında, Access Bars eğitim kılavuzunda “BHCEEMECS” adlı şeytani bir varlık ve şeytan çıkarma ritüellerinden bahsedildiği görülmüştür. Bu bulgu, söz konusu uygulamanın arka planında okült (gizli) birtakım inançların ve cinci-pratiklerin bulunabileceğini göstermektedir. İslam’da ise şeytana veya cinlere müstenid herhangi bir amel kesinlikle haram kılınmıştır. Kur’an, insanların sihir öğrenirken “şeytanların öğrettiklerine” uyarak küfre düştüğünü bildirir (Bakara 2:102). Büyü ve cin çağırma gibi eylemler şirkin bir formudur; gaybî varlıklardan medet ummak Allah’a ortak koşmaktır.

Access Bars’ın referans kılavuzunda “şeytani varlık”tan söz edilmesi, bu tekniğin masum bir gevşeme terapisi olmadığını gösterir. Bilinçaltı temizleme iddiasıyla başlanıp farkında olmadan şeytani bir ritüele dâhil olma riski vardır. Müslümanlar için bırakın şeytanla işbirliğini, şeytan kelimesinin geçtiği bir uygulama bile başlı başına kırmızı çizgidir. Şifa ararken bilmeden böyle bâtıl ve habis güçlere yönelmek, manen büyük zararlar doğurur. Sonuç olarak, içinde şeytanî motifler barındıran Access Bars, şirk ve hurafe karışımı tehlikeli bir yoldur.

Aileyi Reddetme Telkinleri (Bâtıl ve Haram)

Gary Douglas’ın özellikle çocuk ve gençlere yönelik seminerlerde verdiği mesajlardan biri de, aile bağlarını koparmalarını öğütlemesidir. Kendisi, “Aile kavramı berbat bir şeydir ve amacı sizi sınırlamaktır, ondan kurtulun!” diyerek çocukları ebeveynlerinden uzaklaşmaya teşvik etmiştir. Ayrıca Access Bars uygulayan çocuklara “X-Men” unvanı vererek aile dışı bir aidiyet duygusu aşılandığı rapor edilmiştir. İslam açısından bu telkin, son derece yanlış ve günahkârcadır. Zira İslam, aile bağlarına büyük önem verir; anne babaya iyilik ve akrabalarla ilişkileri sürdürmek farz kılınmıştır. Kur’an, “Akrabalık bağlarını koparanlar”ı Allah’ın lanetlediğini bildirmiş (Muhammed 47:22-23) ve “Allah’ın birleştirilmesini emrettiği şeyi koparanlar”ı fâsık kimseler olarak nitelemiştir (Ra’d 13:25). Hz. Peygamber de, “Kim akraba ziyaretini (sıla-i rahmi) keserse Cennet’e giremez” buyurarak (Buhârî, Edeb 11) uyarıda bulunmuştur.

Ailenin “sınırlayıcı” görülüp çocukların başıboş bırakılması, bâtıl bir telkin olmasının ötesinde toplumsal yapıyı ifsat edecek bir fikirdir. İslam’a göre aile, terbiyenin ve değerlerin aktarıldığı kutsal bir müessesedir; şeytânî akımlar ise bireyi ailesinden kopararak kendi etki alanlarına çekmek ister. Access Bars’ın bu öğüdü, İslam’ın emirlerine tamamen zıt olup, gençleri itaatsizliğe ve yalnızlığa sürükler. Müslüman bir çocuk veya gencin böyle bir nasihate kulak vermesi, hem dünyevî hem uhrevî felaket olacaktır. Bu nedenle bu tür görüşler şiddetle reddedilir.

Sapkın Cinsel Görüşler (Haram ve Bâtıl)

Access Bars kurucusunun en tepki çeken iddialarından biri de cinsellikle ilgili ahlak dışı beyanlarıdır. Houston Press’de çıkan bir makalede, Gary Douglas’ın pedofili, ensest ve çok eşlilik övgüsü içeren sözleri yer almıştır. Douglas, “Küçük çocuklar inanılmaz seksidir. Kendi çocuklarınıza karşı cinsel tutku duymanız doğaldır” diyerek hem ensest hem pedofiliyi normalize eden ifadeler kullanmıştır. Yine çocukların cinsel tacize “izin verdiği” gibi akıl dışı bir iddiada bulunmuş, bir kadının aynı anda üç erkekle birlikte olmasını teşvik eden iffet dışı tavsiyeler vermiştir. İslam’a göre bu görüşler, sadece gayri ahlaki değil, aynı zamanda büyük günahları teşvik eden sapkın bir zihniyettir. Kur’an, “Zinaya yaklaşmayın; zira o, çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur” diye buyurarak (İsrâ 17:32) her türlü nikâhsız cinsel ilişkiyi yasaklar. Hele ki ensest (yakın akrabalar arası cinsel ilişki) İslam’da en ağır haramlardandır; Kur’an-ı Kerim anneler, kız evlatlar ve kardeşlerle evlenmeyi kesin bir dille haram kılmıştır (Nisâ 4:23). Çocuklara yönelik cinsel istismar ise, hem zina suçunun hem de masum cana zulmün kapsamına girer. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Sizin en hayırlılarınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır” buyurarak (Tirmizî, Menâkıb 63) evlatlara şefkat ve korumayı emretmiştir. Çocukları cinsel meta gören bir anlayış, İslam’da asla kabul edilemez.

Bu tür sözler, İslami ölçülere göre fecî bir sapkınlık olup toplumu ifsad eden şeytanî telkinlerdir. Akıl, fıtrat ve vicdan sahibi her insan için dehşet verici olan pedofili-ensest söylemlerine karşı İslam’ın tavrı nettir: Masum çocukları istismar edenler için dünyada en ağır cezalar, ahirette ise elim bir azap öngörülmüştür. Bu nedenle, böyle bir şahsın geliştirdiği öğreti ve uygulamalardan uzak durmak, her müminin vazifesidir. Zira ahlakî çürümüşlük içinde olan birinin rehberliği, insanı felakete götürür. Access Bars özelinde de, kurucusunun bu beyanları, bu yapının ne derece tehlikeli bir yolda olduğunun açık kanıtıdır.

Reenkarnasyon İnancı (Bâtıl İnanç)

Yeni Çağ (New Age) akımlarının çoğunda olduğu gibi, Access Bars çevresinde de reenkarnasyon (ölümden sonra bu dünyada başka bedenle yeniden doğma) inancına kayanlar bulunmaktadır. Bazı ileri seviye şifa uygulayıcılarının, bulundukları kültürde önemli görülen meşhur kişilerin ruhlarıyla görüştüklerini iddia ederek reenkarnasyonu benimsedikleri, ahireti inkâra varan sapmalara düştükleri tespit edilmiştir. İslam inancında reenkarnasyona kesinlikle yer yoktur. Kur’an’a göre insan bu dünyada bir defa yaşar, ölür ve kıyametle birlikte ahirette tekrar diriltilir (Bakara 2:28). Pek çok ayet ve hadiste, ahiret gününe iman imanın şartlarından biri sayılır; öldükten sonra ruh göçü olacağını iddia etmek, haşir ve ahiret inancını tahrip eden bir küfürdür.

Reenkarnasyon iddiası, İslam’da reddedilmiş eski bâtıl akidelerin Yeni Çağ formunda geri getirilmesidir. Ruh göçüne inanan kişi, cennet-cehennem ve hesap gününü inkâr noktasına sürüklenir ki bu, imanla asla bağdaşmaz. Access Bars gibi pratiklerde “enerji” adı altında mistik deneyimler yaşayanların bir kısmının zamanla reenkarnasyona meyletmesi, bu tür uygulamaların inanç temelini nasıl aşındırabileceğine örnektir. Müslüman, bu tip sapkın fikirlere kapılmamak için daima Kur’an’ın rehberliğine sarılmalıdır. “Her nefis ölümü tadacaktır” (Âl-i İmran 3:185) ve “Sonra yalnızca Rabbinize döndürüleceksiniz” (Ankebût 29:57) ayetleri, tek bir hayat ve sonrası ahiret olduğunu açıkça beyan eder. Bu bakımdan, reenkarnasyonu telkin eden öğretiler bütünüyle bâtıl ve İslam dışıdır.

Kurucu Hakkındaki Tartışmalı İddialar

Gary Douglas ve “Ruhsal Rehber” Meselesi:

Access Bars’ın kurucusu Gary Douglas, uygulamayı 1990’larda geliştirdiğini ve bunu yaparken metafizik bir deneyim yaşadığını anlatır. “Evrene sorular sordum, karşılığında bana bir kanal açıldı” diyerek tekniğin ilhamını bir nevi vahiy gibi sunduğu kaydedilmiştir. Özellikle “Rasputin” adlı bir ruhsal varlıkla irtibat kurup ondan yol aldığını iddia etmesi, İslamî açıdan büyük bir soru işareti oluşturur. Zira bu tür iddialar, ya bir aldatmacadır ya da gerçekten bir cin ile iletişim söz konusudur. Her iki durumda da dinen mahzurludur: aldatmaca ise insanların din duygusunu istismar etmektir, cin bağlantısı ise şeytanî bir eylemdir. Kur’an, cinlerin insanları saptırabileceğini belirtir (Cin 72:6, En‘âm 6:121); bu yüzden İslam alimleri, ruh çağırma, medyumluk gibi işlerle meşgul olmayı küfre götüren bir fiil saymışlardır. Neticede, Gary Douglas’ın “manevî rehber” iddiası, İslam nazarında kabul edilemez bir durumdur ve bu iddiaya dayanan bir sisteme güvenilemeyeceği açıktır.

Pedofili ve Ahlak Dışı Söylemler:

Gary Douglas’ın kişisel görüş ve yaşam felsefesi de son derece tartışmalıdır. Yukarıda alıntılanan ifadelerinde, küçük çocuklara cinsel arzu duyulabileceğini normalleştirmeye çalışmıştır; hatta çocukların tacize “izin verdiği” gibi akıl almaz bir suçlayıcı söylem dile getirmiştir. Kendi öz evladına şehvet duymayı tabulaşmış bir yasağı yıkarcasına “doğal” göstermesi, ensest yasağını çiğnemeye yönelik bir teşviktir. Ayrıca evli olsun olmasın bir kadının birden fazla erkekle beraber olmasını salık vermesi, zinayı ve sadakatsizliği öven bir tutumdur. İslam ahlakı bu gibi fikirleri kesin bir dille reddeder. Zira bırakın bunları teşvik etmeyi, bu fiillerin kendisi İslam toplumunda en ağır cezalarla karşılanır. Kur’an’da namusuzluk iftirası atanlara bile ceza öngörülmüşken (Nûr 24:4), bizzat bu fiilleri övmek, İslam’ın hayâ ve iffet prensiplerine tamamen zıttır. Hz. Peygamber (s.a.v.), genç bir sahabiye zinanın haramlığını anlatırken, “Biri senin annenle, kızkardeşinle zina yapsa razı olur musun?” diyerek (Ahmed b. Hanbel, Müsned) kimsenin böyle bir şeye tahammül edemeyeceğini vurgulamıştır. Yani fıtrat bile bu fiilleri reddeder. Douglas’ın sözleri, İslam’da sadece haram değil, aynı zamanda insan fıtratına da aykırı sapkınlıklardır. Müslüman bir bakış açısıyla, böylesine ahlak dışı söylemlere sahip bir şahsın rehberliğinde yürüyen bir yönteme karşı çok daha katı mesafeli olunması gerekir. Zira bu öğretilerin içindeki bataklık, dünyevî boyutta ahlakı çökerttiği gibi, uhrevî boyutta da kişiyi büyük günahlara sokarak felakete sürükler.

Bilimsellik ve İnandırıcılık Açısından Değerlendirme

Access Bars, bilimsel terminoloji kullanmaya çalışan ancak bilim çevrelerince kabul görmeyen bir uygulamadır. Uygulayıcılar, akupunktur noktalarına benzer 32 “bar noktasından” ve “enerji” akışından bahseder. Ne var ki, bu iddiaların dayandığı ciddi bir akademik çalışma veya tıbbi bulgu yoktur. Bizzat bu konuya eğilen araştırmacılar, enerji şifa tekniklerinin modern bir söylem ve imajla süslendiğini ama gerçekte bilim dışı hurafeler barındırdığını belirtir: “Bu uygulamalar bilimsel bir hüviyet kazandırılsa da, özünde felsefi-mistik bir arka plana dayanır”. Nitekim Access Bars için de “herhangi ciddi bir bilimsel çalışmaya dayanmayan, belirsiz söylemlerle dolu” bir yöntem olduğu ifade edilmiştir.

Uygulamanın savunucuları, Access Bars seanslarının anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği gibi sorunlarda hemen sonuç verdiğini öne sürerler. Hatta tek seansla obsesif kompulsif bozukluğu dahi ortadan kaldırabileceğini iddia edenler olmuştur. Bu tür iddialar, kanıta dayalı tıp tarafından doğrulanmamıştır ve hastalara yanlış ümit verme potansiyeli taşır. Bilim insanları, plasebo etkisi veya gevşeme/masajın getirdiği geçici rahatlamanın bu tip yöntemlere atfedilmemesi gerektiğini vurgular. Access Bars’ın “beyindeki elektrik yüklü barlar”ı dengelediği şeklindeki açıklaması da nörolojik bir temele dayanmamaktadır. Kısacası, Access Bars’ın etkinliği anekdot düzeyindedir; sistematik ve kontrollü deneylerle ispatlanmış değildir.

Ayrıca, yöntemin oluşum şekli de bilimsel yöntemle taban tabana zıttır: Kurucunun evrene soru sorup vahiy aldığını iddia etmesi, rasyonel bir keşif süreci değil, metafizik bir senaryodur. Bu durum, tarafsız bir araştırmacı için yöntemin güvenilirliğini daha da sorgulanır kılar. Sonuç olarak, Access Bars ne modern tıbbın ne de psikolojinin kabul ettiği ölçütlere uymaz. Bilim camiasında “sözdebilim (pseudoscience)” olarak değerlendirebileceğimiz bu uygulama, iyileşme arayan kişileri tıbbi tedaviden uzaklaştırabileceği için de risklidir.

İslam da bu noktada akılla çelişen hurafeleri onaylamaz. Peygamberimiz (s.a.v.), “Her hastalığın muhakkak bir şifası vardır; tedavi olun fakat haram şeylerle şifa aramayın” buyurmuştur (Ebû Dâvud, Tıbb 11). Yani hem meşru yoldan hem makul yöntemlerle tedavi aranmalıdır. Hurafelere sapmak, hem dinen sakıncalı hem de sağlık açısından tehlikelidir. Müslümanlar, bilimsel temeli olmayan mucize vaatlerine temkinle yaklaşmalı; şifa hususunda Allah’a dua ederken, tedbir olarak da tıbbın meşru imkânlarına sarılmalıdırlar. Unutulmamalıdır ki, şifayı veren Allah’tır ve O, sebepler dünyasında şifayı çoğunlukla tıbbi yöntemlerle lütfeder. Bu sebeple, Access Bars gibi uygulamalara karşı eleştirel yaklaşmak hem dinimizin tevhit ilkesine sadakatin hem de aklın gereğidir.

Sonuç ve Değerlendirme

Yukarıdaki incelemeler göstermektedir ki Access Bars uygulaması, İslam inancı ve değerleriyle telif edilemeyecek unsurlar barındırmaktadır. İçeriğindeki şirk, bid‘at, hurafe ve batıl inanış niteliğindeki öğeler, bir Müslümanın itikadına ve ibadet anlayışına zarar verebilir. Uygulamanın Allah yerine “evren” kavramını yüceltmesi, duayı ve tevekkülü yanlış yönlere kanalize etmesi, reenkarnasyon gibi akideye aykırı fikirlere kapı aralaması, manevi rehberlik iddiasıyla şeytani etkilere açık olması, İslami açıdan kabul edilemez durumlardır. Ahlakî yönden de Access Bars hareketinin liderinin aileyi küçümseyen ve cinsel sapkınlık içeren telkinleri, bu yapının ne derece tehlikeli olabileceğinin bir başka göstergesidir.

Sonuç olarak, Müslümanların Access Bars ve benzeri New Age terapilere karşı dikkatli olmaları gerekir. Modern dünyada artan manevî arayışlar, insanları alternatif şifa tekniklerine yöneltebilmektedir. Ancak inancımıza ters düşen, sağlam delile dayanmayan yöntemlerden sakınmak şarttır. Kur’an, müminlere her sıkıntıda şifa için Allah’a yönelmeyi, sabır ve namazla yardım dilemeyi öğütler (Bakara 2:45, 2:155). Peygamberimiz de hastalıkların hem maddi tedavisiyle meşgul olmuş hem de rukye ve dua ile manevi şifa talep etmiştir. Bu itidalli yaklaşım bizler için rehber olmalıdır.

Dinimiz, şifayı Allah’tan bilir ve haram-şüpheli yollarda aramaz. Access Bars gibi sistemler ise farkında olmadan kişiyi şirk ve hurafe bataklığına sürükleyebilir. İçinde barındırdığı çelişkili ve tehlikeli yönler, bu uygulamanın İslam toplumunda yeri olmadığını ortaya koymaktadır. Enerjiyle şifa dağıttığını iddia edenler, aslında maneviyatı istismar ederek hem maddi kazanç peşinde koşmakta hem de insanların dinî hassasiyetlerini aşındırmaktadır.

Şifa ve huzur arayan bir mümin, bu tür bâtıl inanışlar yerine Yüce Allah’a sığınmalı, O’na tevekkül edip meşru yollardan çözüm aramalıdır. Kur’an’da şöyle buyrulur: “...Allah kuluna kâfi değil mi?” (Zümer 39:36). Gerçek huzur ve şifa, ancak Allah’ın yeterli olduğunu idrak etmekle ve O’nun helal kıldığı yollara sarılmakla elde edilir. Aksi takdirde, hem inancımız hem sağlığımız risk altında olabilir.

 

Herhangi bir şey arayın...